Reklam
Bugun...
EĞİTİM” EĞİTİM SİSTEMİMİZİN NERESİNDE?


Ziver SIRTBAŞ Eğitim
ziversirtbas@outlook.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 21-05-2015 16:20

Böyle bir noktaya temas etmeyi ayrı bir yazı olarak hiç düşünmediğimi söyleyerek yazıma başlamayı uygun gördüm. Belki de öğretmenlik hayatımın ilk dört ayında yaşadıklarım sen de bu konuda bir şeyler söylemelisin gibisinden bir düşünceye sevk etti. Evet, sevk etti diyorum ve altını kapkalın çizgilerle çiziyorum. Tahayyülümde mercimek büyüklüğünde bile yer kaplamayan bu hususa değinmek benim için maalesef şart oldu.  
  Karneyi aldığımızda, okulun açılış ve bitiş konuşmasında, öğretmenlerin hemen hemen her belgesinde sıkça geçen bir ifade vardır ya “eğitim-öğretim yılı” diye. Sanırım bu ifadeyi görüp de hatırlamayanımız yoktur. Peki hiç düşündük mü?  Öğretim tamam da eğitim konusunda neler yaptık, neler öğrendik? Veya okulun eğitim diye de bir işlevi varmış dedik mi içimizden? Çoğumuz şu an “evet ya biz eğitim adına neler öğrenmiştik okulda” diyordur herhalde içinden. Çünkü maalesef “eğitim” eğitim sistemimizde kâğıt üzerinde var.  Çoğumuzun bihaber olması da bu sebeple gayet normal.  Peki neden böyle bir görevi ifa edemiyor okullarımız? Öğretmen mi, öğrenci mi, veli mi veya eğitim sistemimiz mi bunun nedeni? Evet, bence bu duruma neden olarak söylediklerimin tamamının etkisi muhakkak var fakat bireylerin eğitimden ne beklediği sorusu bizi temel probleme yöneltecektir. Temel sorun olarak hep söylenegelen test usulü merkezi sistem sınavlarının adını da bu yüzden bilerek zikretmedim. Bir önceki cümlemde ifade ettiğim gibi aslında “eğitimden beklentimiz” sorusu bizleri test usulü sınavlarla yapılan merkezi sistem sınavlarında başarılı olmaya endeksli bir eğitim anlayışına sürüklemektedir. Şunu da ifade etmeliyim başarı olarak merkezi sistem sınavlarının görülmesi hatasına sadece öğrenciler değil eğitimciler de düşmektedir ki eğitimci kimliği ile öne çıkmış bireylerin bu algısı öncelikle eğitmekle sorumlu olduğu öğrencileri daha sonra da çevresindeki insanları  bu yanlış algıya sürüklemektedir. Bu yönüyle biz eğitimcilerin bu konu da daha dikkatli davranması ayrıca ehemmiyet arz etmektedir. 
    Eğitim ve öğretim birbirini kapsayan ve birbirinden ayrılmaz “Tsubasa ve Misaki” ikilisi gibidir. Eğer biz eğitimciler sadece işin öğretim kısmına yönelirsek eğitim kısmı öğrencide eksik kalacağı gibi öğretim kısmı da tam anlamıyla gerçekleşmez. Çünkü daha önce de dediğim gibi eğitim ve öğretim faaliyetleri birbiriyle uyumlu şekilde yürütülürse başarı sağlanabilir. Ben bu durumu Türkçe dersi açısından açıklayacak olursam. Eğer bizler Türkçe dersine sadece dil bilgisi veya test çözümü olarak bakar bunları önemser dersin diğer becerilerini ve eğitim boyutunu ihmal edersek sadece diğer beceriler değil dil bilgisinin öğretimi de gerçekleşmez. Çünkü bütün bunlar birbiriyle ilişik bir yapıdadır. Bu arada sözü gelmişken geçenlerde bir öğretmen arkadaşımın başından geçen olayı anlatayım. Sınıfında öğrencileriyle şiir çalışması yapan bir arkadaşıma velinin biri şikâyete gelmiş. Nedendir sizce bu geliş? İnanamayacaksınız ama nedeni çocuğuna öğretmenin şiir öğretmesiymiş! Geldiğimiz noktada insan inanamıyor. Şiir öğretmek öğrenciyi şiire yöneltmek artık neredeyse suç haline geldi. Peki neden? Çocuğum bir soru fazladan çözecek gerekçesiyle. Belki bu veliye cahil diyerek geçiştirebiliriz ama bu düşünce yapısında olan öğretmen arkadaşlarımı görüyorum işte o zaman üzülüyorum ülkemin haline. Demek ki diyorum başarılı insanların şiir, edebiyat, edep konularında da başarılı olduğunu ya bilmiyorlar ya da bilmezliğe vuruyorlar. Buna başka bir açıklama getiremiyorum. Kanuni, Fatih, Yavuz’un ilim yönünden dolu olmalarının dünyaya damgalarını vurmalarında çok önemli bir katkısı var bunu kabul edebiliriz. Fakat bu padişahlar ilme verdikleri önemi edep ve şiire de en az o kadar vermişlerdir. 
     Yunus Emre der ki bir şiirinde:”Girdim ilim meclisine/ Eyledim kıldım talep/ Dediler ilim geride/ İlla edep, illa edep.” Yine aynı konuda İstiklal şairimiz Mehmet Akif” Ne ibrettir kızarmak bilmeyen Çehren/Bırak kardeşim tahsili /Git Önce Edep, Hayâ Öğren.” derken bize bu konuda bence çok önemli bir uyarıda bulunuyor.  Eğitimi hiçe sayan arkadaşlarımdan ricam atalarımızın hayatlarını okuyup onlardan gerekli dersi almalarıdır. Madem kendileri bulamıyor doğru yolu o halde büyük sözü dinlemekte fayda var! 

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI