Reklam
Bugun...
Cenazede ve atamada önceliklerimiz


Fatih Başak Eğitim Üzerine Damlalar
www.fatihbasak.org
 
 

facebook-paylas
Tarih: 01-04-2021 09:09

Herkesin farkında olduğu ama hiçbir şey yapmadığı ya da yapmak istemediği duygularımızdan, bizi biz yapan insani özelliklerimizden her geçen gün bir parça kopuyor. Ama nereye kadar? Bir süre sonra bir şey kalmayacağının ne zaman farkına varacağız?

Geçen yıl sosyal medyada internet gazetelerinde son dakika olarak düşen bir haber vardı. Konu eğitimle ilgili olunca ben de bu yazıya dikkat kesildim. Ayrıntılı bilgi sahibi olmak adına bu yazıyı detaylarına kadar okudum. Detayları dediğim de, altı-yedi cümleyi dahi aşmayan bir haber.

Sosyal medyaya da bu haber paylaşılmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın konu ile ilgili paylaşımına bakmak istedim. Milli Eğitim Bakanı da Samsun'un Çarşamba ilçesinde öğrenci servis minibüsünün kaza yapması ile ilgili bir paylaşım yapmıştı. Öğrenci servis minibüsünün kaza yaptığından, kazada minibüste bulunan öğrencilerden 12'sinin yaralandığından bahsediyordu. Paylaşımın devamında bu 12 öğrenciden ikisinin daha sonra vefat ettiği bilgisi de veriliyordu. Olaydan sonra insani olarak birçok kişi başsağlığı ve geçmiş olsun mesajlarını paylaşmışlardı.

Milli Eğitim Bakanı’nın başsağlığı ile ilgili paylaşımına yorum yapanlar, daha çok dikkatimi çekmişti.  Hayretler içerisinde kaldım yorumları okuyunca. Kabul etmem gerekir ki insanlığımdan utandım. Bu kazada can kaybı vardı. Bunun ötesi var mı? Milli Eğitim Bakanı’nın paylaşımına yapılan yorumlara baktığımda bu iki evladımızın ölümü, diğer on çocuğumuzun yaralı olmasından ziyade;:

* Atama bekleyen aday öğretmenlerin neden kontenjan artırmıyorsunuz?

* Sözleşmeli öğretmenlerin; eşlerimizden neden ayrıyız?

* Tarih branşında kontenjanları artıracak mısınız?

* İsteğe bağlı ikinci il yer değiştirme hakkı verecek misiniz? …

Şeklinde paylaşımları gördüm. Sanki ortada hiç kaza yok, sanki kazada ölenler hiç olmamış, sanki iki evladımız hayatını hiç kaybetmemişti. Sadece yorumlara baksanız bakan beyin mesajına bile anlam vermekte zorlanırsınız. Bakan Bey, başsağlığı mesajı yayınlamamış da, öğretmenlere, öğretmen adaylarının problemini dinlemek üzere bir blog sayfası açmıştı. (Başsağlığı yazanları tenzih ederim) Paylaşımla hiçbir ilgisi olmayan yorumların yapılmış olması beni gerçekten çok üzdü.

İkinci tesbitim ise Bolu'da katıldığım bir cenaze namazında idi. Bolu merkezde en büyük camide benim bir akrabamın cenazesine katılmak üzere orada hazır bulunmuştum. Merkezi bir cami olmasından olsa gerek tüm cenaze namazları burada kıldırılıyordu.

Vefat eden akrabamın dışında iki cenaze daha vardı. Kalabalıktan ve cenazeye katılanlardan anlaşıldığı kadar vefat edenlerden birisi Bolu’nun ileri gelenlerindendi. Protokolden dahi gelenler vardı. Zannediyorsam bunlardan birisi de vali idi. Cenaze namazlarının kılınması beklerken, saflar da tutulmaya başlanmıştı. Hava soğuktu.

İmamın gelmesini beklerken hemen yanımdaki iki gencin konuşmalarını istemeden olsa duymak zorunda kaldım. Karşımızda iki cenaze varken bu gençler henüz kar yağmadığından bu yüzden kayak sezonunu açamadıklarından, Boluspor'un bu sezon durumunun çok kötü olduğundan, hafta sonu da Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine gideceğinden gibi konular neşe içerisinde tartıştılar.

Anlattığım her iķi olayda da insan ölmüş, can kaybedilmiş, canı yananlar olmuş. Oysa bizler en azından o sürede sessiz kalmayı, başımızı önümüze eğip susmayı bile beceremiyoruz. Evet; Bir Müslüman olarak; hem vefat edene ve cenazeye katılanlara hiçbir önyargıda bulunmadan insanlık adına saygı göstermemiz gerekmiyor muydu? Ölüm gibi olağanüstü bir olay karşısında kendi uhrevî akıbetini düşünmesi, ruh dünyasıyla içsel bir muhasebe yapması gereken bizler yakışanı neden yapmayız? Geldik ve gidiyoruz dememiz gereken yerde, Kartalkaya’ya kayak yapmaya gitmenin hesabını yapar olduk.

Bir yerde cenaze olduğunda aynı zamanda düğün yapılmazdı. Cenaze evinde ve komşular cenazeye saygıdan dolayı televizyonları bir hafta açmazlardı. Düğünlerimizi de, filmlerimizi de, eğlencelerimizi de cenaze evlerine getirir olduk.

Çocukluğumuzda mahallede tanımadığımız bir cenaze dahi olsa bütün evlerde radyo, televizyonlar günlerce çalışmadığı gibi üstleri kalın örtülerle kapatılırdı.
Bir hanede yaşanan bir sıkıntı/acı herkesi etkilerdi. Hüzünler gerçek manada paylaşılırdı.

Kazada ölmüş insanlara saygı duymuyorsanız, lütfen sizler öğretmen olmayın. Çünkü öğretmen özünde insan yetiştirir. İnsanlığını kaybetmiş olanların, insanlara vereceği bir şey de kalmamıştır. Hasbelkader öğretmen olsanız o çocuğa, insanlığı hangi dille öğreteceksiniz?

Ne zaman kalplerimizi boşaltmışız?

Ne zaman ve nerede duygularımızı kaybettik? gibi onlarca soru geldi zihnime. Ve en sonunda ilahi soru ile beynim sarsıldı. ????????????

Fe eyne tezhebun. (Bu gidiş nereye? Tekvin Süresi 25.ayet)

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI